Ana Sayfa 4.09.2026

“Ablana Bedava Bakıcı Ol Yoksa Kiranı Artırırız” Dediler: Ben de Kimsenin Beklemediği O Hamleyi Yaptım…

2 / 2

“Merve’nin bebeğe bakması zor olacak. Sen zaten okuldan öğleden sonra üçte dönüyorsun, evde olduğun zamanlarda bebeğe bakarsın.”

Şaşkınlıkla, “Siz benden tam zamanlı işimin üzerine bir de bedava bakıcılık yapmamı mı istiyorsunuz?” diye sordum.

Babamın yanıtı soğuktu: “Piyasa koşullarının çok altında bir kirayla bu evde yaşıyorsun. Aile olmak bunu gerektirir.”

Açıkça tehdit ediliyordum. Ya ablamın ücretsiz bakıcısı olacaktım ya da kiramı fahiş bir şekilde artıracaklardı. İlerleyen günlerde üzerimdeki baskı iyice arttı. Kendi parammış gibi aldığımla beslenen, odama izinsiz giren Merve ise halinden gayet memnundu. Annem her tartışmamızda beni “bencil” olmakla suçluyordu.

Sessiz kalmaya karar verdim. Fakat pes ettiğim için değil, plan yaptığım için…

Öğretmen arkadaşım Aslı’nın bir ev arkadaşı aradığını hatırladım. Hemen onunla iletişime geçtim. Uygun bir kiraya anlaşır anlaşmaz operasyonumu başlattım. Günlerce kimseye hissettirmeden eşyalarımı azar azar topladım, arabamın bagajına sakladım. Bütün kişisel eşyalarımın ve elektronik cihazlarımın fotoğraflarını çekip faturalarını dijitalde arşivledim.

Sonunda o gece geldi. Herkes uyuduktan sonra evden ayrılacağımı bildiren resmi bir tahliye mektubu yazdım. Sabahın ilk ışıklarında, saat tam altıda o zarfı annemlerin yatak odası kapısının altından içeri ittim…O sabah evden çıkarken annem ve babamın bağrışlarıyla karşılaştım. Mektubu ellerinde tutuyorlardı. Babam, “Aileni böyle yarı yolda bırakamazsın!” diye bağırırken, annem gözyaşları içinde Merve’ye ve bebeğe kimin yardım edeceğini soruyordu. Merve ise kapı eşiğinde durmuş, “Giderse gitsin, ona ihtiyacımız yok” diyerek alaycı bir şekilde gülümsüyordu. Arkamda bıraktığım bağrışlara aldırmadan arabamı çalıştırdım ve Aslı’nın evine taşındım.

İlk birkaç gün telefonum susmadı. Akrabalar, teyzeler, kuzenler… Annem herkese “ailemizi terk etti” haberini yaymıştı. Canan Teyzem arayıp vicdansız olduğumu söyledi, Merve ise sosyal medyada “Bebekli bir anneye sırt dönenler” başlığıyla dramatik paylaşımlar yaptı. Hepsini engelledim. Kendi huzurum, onların yönlendirmelerinden daha değerliydi.

İki hafta sonra unuttuğum bazı önemli sertifika ve vergi belgelerimi almak için meslektaşlarım Aslı ve Melek ile birlikte eski evime gittim. Odama girdiğimde şok oldum; Merve çoktan odama yerleşmiş, eşyalarımı kendi malzemeleriyle karıştırmıştı.

Babam, “O odadan bir şey alırsan polisi ararım!” diye tehdit etti.

Gülümseyerek telefonumu çıkardım: “Arayın lütfen. Ben de odaya izinsiz girilip eşyalarıma el konulduğunu belgeleyen fotoğrafları ve faturaları polise sunarım.”

Kendi satın aldığım bilgisayarımı almaya çalışırken Merve “Hamile bir kadından hırsızlık yapıyorsun!” diye bağırdı. Ama faturaları ve seri numaralarını gösterip hakkım olan her şeyi aldım ve arkadaşlarımla birlikte orayı temelli terk ettim.

Aylar geçti. Merve bebeğini dünyaya getirdi. Şimdilerde aldığım duyumlara göre evde tam bir kaos hakim. Merve hâlâ çalışmıyor, gün boyu telefonuyla ilgileniyor. Annemle babam ise hem kendi işlerine yetişmeye hem de bir bebeğin tüm bakımını üstlenmeye çalışırken tükenmiş durumdalar. Alt katın bitmeyen tadilatı ise emeklilik birikimlerini tamamen eritti.

Şimdi bana sürekli bebeğin fotoğraflarını atıp vicdan yaptırmaya çalışıyorlar. Ancak mesafemi koruyorum. Bu süreçte öğrendiğim en büyük ders şu oldu: Bazen aileniz için yapabileceğiniz en sağlıklı şey, onları kendi sorumsuz kararlarının sonuçlarıyla baş başa bırakmaktır. Boundaries (sınırlar) koymak bencillik değil, kendi hayatınıza sahip çıkmaktır.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |