- İkiz bebeklerimiz Kerem ve Umut doğduktan dört ay sonra, eşim Murat evden her çıktığında telefonunun konumunu kapatmaya başladı. İlk başlarda bunu teknik aksaklıklara bağladı, ardından yorgunluğa, en sonunda da benim kuruntularıma… Ancak acil durum birikim hesabımızdan ciddi miktarda para eksilmeye başlayıp telefonunun şifresi kalıcı olarak değiştirilince, hayatında başka bir kadın olduğundan kesin olarak şüphelendim. Murat’la sekiz yıldır birlikteydik ve altı yıldır evliydik. İkizlerimiz dünyaya gelene kadar evliliğimiz son derece huzurlu ve sağlamdı. Bebeklerimiz geldikten sonra Murat son derece ilgili bir baba olmuştu; hangi bebeğin sallanarak, hangisinin beyaz gürültüyle daha rahat uyuduğunu en iyi o bilirdi. İşte bu yüzden ilk yalanı bana bu kadar tuhaf ve ürkütücü gelmişti. Bir gün yine konumu kapandı. Nedenini sorduğumda, “Sen lohusasın, çok yorgunsun Merve, her şeyi fazla büyütüyorsun,” diyerek beni geçiştirdi. Artık telefonunu duşa bile götürüyor, gece yarısı yataktan kalkıp salonda gizli gizli bir fotoğrafa bakıyordu. Bir gece telefonunda siyah saçlı genç bir kızın fotoğrafını gördüm. “İşle ilgili,” dedi. İş yeri gece yarısı aile fotoğrafı atmazdı! Çok geçmeden acil durum birikimimizden ciddi miktarda paranın çekildiğini fark ettim. Bana gerçeği söylemeyi reddetti.
- İki gün sonra Murat, “acil bir iş toplantısı” olduğunu söyleyip kot pantolonunu giyerek evden çıktı. Konumu her zamanki gibi anında kapandı. Bu kez onu takip etmeye karar verdim. Ofisinin, hastanenin ve şehir merkezinin yanından geçip Polonezköy yakınlarındaki sakin bir anıt parka gitti. Aracını park etti. Büyük bir meşe ağacının altında bekleyen 17 yaşındaki bir kızın yanına yürüdü. Kızın elinde ikizlerimizin fotoğraflarının olduğu bir kutu vardı. Kız, Murat’a baktı ve gözyaşları içinde şöyle dedi: “Ben daha fazla fotoğraf istemiyorum baba. Gerçeği istiyorum!” Adımlarım dondu. Baba mı? Murat arkasını döndüğünde beni gördü, yüzü bembeyaz oldu. Kızın gri gözleri tıpkı Murat’ın gözleriydi. “O kim?” diye sordum titreyen sesimle. Kız benim yerime cevap verdi: “Ben onun kızıyım.” Zihnimde her şey bir anda hem anlam kazandı hem de tamamen karmaşık bir hal aldı..Murat bana yaklaşmaya çalıştı ama onu durdurdum. Kızın adı İrem’di. Murat henüz 19 yaşındayken dünyaya gelmişti. Ağacın yanındaki mezar taşında İrem’in yedi ay önce vefat eden annesi Elif’in adı yazıyordu. Murat’ın ailesi, genç yaşta baba olmasının geleceğini mahvedeceğini düşünerek onu Elif’ten ve bebekten uzaklaştırmış, bir taahhütname imzalatarak yıllarca ikisini de kaderine terk etmesini sağlamıştı. Ancak Elif ölmeden önce Murat’ın kendisine yazdığı mektupları kızına vermişti. İrem, annesini kaybettikten sonra ortada kalmış ve ikizlerimiz doğmadan hemen önce Murat’a ulaşmıştı. Murat ise paniklemiş, 17 yıl boyunca kaçtığı gerçekle yüzleşmek yerine her şeyi benden saklamıştı. Hesaptan çektiği paraları ise yetim kalan kızının biriken faturalarını ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanmıştı. Ona baktım ve net bir sesle konuştum: “Öksüz kalan kızına yardım etmen bir ihanet değildi Murat. İhanet olan; onu benden saklaman, ortak birikimimizi gizlice harcaman ve benim yorgunluğumu kendi korkaklığına kılıf yapmandı.” O gece Murat’ı eve almadım. Ancak ertesi gün İrem’i evimize davet ettim. İrem eve geldiğinde küçük kardeşi Umut kucağında ağlamaya başladı. Onu şefkatle kucağına alışını, gözlerindeki sevinç gözyaşlarını izledim. Saatler içinde kardeşleriyle derin bir bağ kurdu. Murat’a dönüp, “İrem’e gösterdiğim merhameti, sana verdiğim bir affetme kararı sanma,” dedim. İlerleyen haftalarda Murat tam bir şeffaflık sözü verdi. Psikolojik destek almaya başladı ve yıllar önce hayatını karartan kendi ailesiyle yüzleşti. Annesinin “Biz senin geleceğini koruduk” savunmasına karşı Murat ilk kez sesini yükseltti: “İrem benim kızım. Merve gerçekleri kaldıramayacak kadar zayıf değildi, ben gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar korkaktım.” Aylar geçti. İrem evimizin ve ailemizin vazgeçilmez bir parçası oldu. Ona hiçbir zaman annesinin yerini alma iddiasıyla yaklaşmadım ama bu evde her zaman bir yeri olduğunu hissettirdim. İkizlerin ablası olarak evimizde kendi odası ve güvenli bir yaşamı oldu. Murat güvenimi yeniden kazanmak için çabalamaya devam ediyor. Ona tek bir şey söyledim: “Dürüstçe çabalamaya devam et. Yanımızda yeniden bir yerinin olup olmayacağına zamanla ben karar vereceğim.” İrem ise 17 yıl sonra nihayet en çok ihtiyacı olan şeyi öğrendi: O asla bir utanç vesilesi veya gizli bir sır değildi. O bir evlattı ve artık kimse ondan saklanmasını istemeyecekti.

