Ana Sayfa 14.09.2026

26 yaşında gelinim meğer benim kaybettiğim üvey…

1 / 2

Benim adım Rauf.

Yetmiş iki yaşındayım.

İnsan benim yaşıma geldiğinde geçmişte bıraktığı acıların artık kendisine yetişemeyeceğini sanıyor.

Yanılmışım.

Bazı acılar kaybolmuyor.

Sadece yıllarca sessizce bekliyor.

Oğlum Taylan, yirmi dokuz yaşındayken evleneceğini söylediğinde hayatımda uzun zamandır hissetmediğim kadar büyük bir mutluluk yaşamıştım.

Annesini sekiz yıl önce kaybetmiştik.

O günden sonra Taylan ile birbirimize daha çok bağlanmıştık.

Bir akşam eve geldi ve,

“Baba, seni biriyle tanıştıracağım,” dedi.

Yanında yirmi altı yaşında genç bir kadın vardı.

Adı Nisandı.

Uzun kahverengi saçları, sakin bakışları ve insanı rahatlatan bir gülümsemesi vardı.

Fakat onu gördüğüm ilk anda içimde tuhaf bir his oluştu.

Sanki bu yüzü daha önce görmüştüm.

Özellikle gözleri…

Bir de gülerken sol yanağında beliren küçücük gamze.

Nisan’a bakarken yıllar önce kaybettiğim birini hatırlamaya çalışıyordum.

Ama kim olduğunu çıkaramıyordum.

Düğün hazırlıkları boyunca onu daha yakından tanıdım.

Saygılı, ölçülü, ailesine bağlı bir genç kadındı.

Bana her gelişinde sanki yabancı biriyle değil, yıllardır tanıdığı biriyle konuşur gibi davranıyordu.

Bazen beni uzun uzun süzdüğünü fark ediyordum.

Bir gün dayanamayıp,

“Yüzümde bir şey mi var kızım?” diye sordum.

Gülümsedi.

“Hayır. Sadece size bakınca içimde garip bir tanıdıklık hissi oluyor.”

Bu söz beni ürpertti.

Çünkü ben de aynı şeyi hissediyordum.

Düğün günü geldiğinde Nisan gelinliğiyle salona girdi.

Yanımdaki kız kardeşim bana dirseğiyle dokundu.

“Rauf, gözlerin doldu.”

“Yaşlandım herhâlde,” dedim.

Ama sebebin bu olmadığını biliyordum.

Nisan bana birini hatırlatıyordu.

Yıllar önce hayatımdan kopup giden bir çocuğu.

Düğünden üç ay sonra Taylan ile Nisan bize kahvaltıya geldiler.

Nisan mutfakta bana yardım ederken saçlarını topladı.

Tam o sırada boynundaki kolyeyi gördüm.

Elimdeki tabak neredeyse yere düşüyordu.

Gümüş renkli, küçük bir yarım ay kolyesiydi.

Kalbim deli gibi atmaya başladı.

Çünkü o kolyeyi ben satın almıştım.

Yaklaşık otuz yıl önce.

O zamanlar ikinci eşim Selma ile evliydim.

Selma’nın önceki evliliğinden Aylin adında bir kızı vardı.

Aylin on sekiz yaşındayken bir kız çocuğu dünyaya getirmişti.

Bebeğin babası ortadan kaybolmuştu.

Aylin de çok gençti ve ne yapacağını bilmiyordu.

O küçük kız neredeyse bizim evimizde büyüdü

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |