DOLAR
Alış: 47.47
Satış: 47.66
EURO
Alış: 54.79
Satış: 55.01
GBP
Alış: 63.79
Satış: 64.26
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
23.07.2026
20 Milyonluk İkramiyeyi Oğluna Vermeye Giderken Duyduğu Tek Cümle Hayatını Değiştirdi
- “Annem ölmek üzere olduğumu düşünürse elindeki son kuruşa kadar bana verir.” Altmış yaşındaki Ayşe Yalçın, Samsun’daki bir devlet hastanesinin 12 numaralı odasının önünde bu cümleyi duyduğunda olduğu yerde donup kaldı. Çantasının içinde, tam 20 milyon lira kazandıran bir piyango bileti vardı. Tek oğlu Serkan’ın hayatını değiştirmek ve bütün borçlarını kapatmak için hastaneye gelmişti. Ancak kapı aralıktı ve Serkan telefonda bir kadınla konuşuyordu. Kadın, “Vicdanın hiç rahatsız olmuyor mu?” diye sordu. Serkan kısa bir kahkaha attı. “Bazen oluyor. Ama annem kendisini vazgeçilmez hissetmeyi seviyor. Biraz endişeli olduğumu söylemem yeterli. Gerisini zaten o hallediyor.” Ayşe’nin elleri titremeye başladı. Aylardır oğlunun tedavisi için takılarını satmış, annesinden kalan dikiş makinesini rehin bırakmış ve bankalardan kredi çekmişti. Serkan’ın hastane masraflarını, ilaçlarını ve iş yerinin borçlarını ödemek için kendi hayatından vazgeçmişti. Şimdi ise oğlu, henüz varlığından haberdar olmadığı büyük ikramiyeyi nasıl harcayacağını anlatıyordu. “Hastaneden çıkınca matbaa dükkânını kurtarmam gerektiğini söylerim,” dedi Serkan. “Kiramı, kredi kartlarımı ve çalışanların maaşlarını yine annem öder.” Telefondaki kadın, “Ya annenin güzel haberinin seninle ilgisi yoksa?” diye sordu. Serkan güldü. “Annemin hayatındaki her şey eninde sonunda benimle ilgili olur.” Ayşe odaya girmedi. Hastaneden ayrıldı, telefonunu kapattı ve yıllar sonra ilk kez oğlu çağırdığı hâlde onun yanına koşmadı. Evine ulaştığında kazanan bileti masanın üzerine koydu. Eski Ayşe olsa duyduklarını görmezden gelir, ikramiyenin büyük bölümünü oğluna verirdi. Fakat hastane kapısının arkasında içinde bir şey kırılmıştı. O gece telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi. “Serkan’a ikramiyeyi söylemeyin. Bilmeniz gereken çok daha önemli şeyler var.” Mesajın altında Nazlı adı yazıyordu. Ertesi sabah Ayşe, Nazlı ile sakin bir kafede buluştu. Nazlı, Serkan’ın matbaa işletmesinde muhasebe sorumlusu olarak çalışmıştı. Yanında banka kayıtları, kredi başvuruları ve resmi belgeler bulunan kalın bir dosya getirmişti. Belgelerde Ayşe’nin imzası kullanılarak toplam 680 bin liralık borç alınmıştı. İmzalar sahteydi. Nazlı, Serkan’ın annesine ait kimlik fotokopilerini kullandığını, borç verenlere de bütün ödemeleri annesinin yapacağını söylediğini anlattı. Ayşe aynı gün mal varlığı konusunda uzman avukat Levent Arslan ile görüştü. Ona piyango biletini ve sahte kredi belgelerini gösterdi. “Oğlumun tedavisi devam etsin,” dedi Ayşe. “Ama eline doğrudan para geçmesini istemiyorum.” Avukat Levent, Serkan’ın hastane, ilaç ve rehabilitasyon giderlerini doğrudan karşılayacak özel bir sağlık fonu kurulmasını önerdi. Böylece Serkan tedavisiz kalmayacak, ancak parayı kira, kredi kartı ya da başarısız iş girişimleri için kullanamayacaktı.
- Ayşe teklifi kabul etti. Ertesi gün hastaneye giderek Serkan’a sağlık giderlerinin karşılanacağını söyledi. Serkan hemen itiraz etti. “Parayı bana versen olmaz mı? Dükkânı da kurtarırım.” Ayşe sakin bir şekilde, “Elindeki imkânları yönetemedin. Sağlığın korunacak ama bundan sonra borçlarını kendin ödeyeceksin,” dedi. Serkan öfkelenerek annesini kendisini cezalandırmakla suçladı. Ayşe çantasından mavi dosyayı çıkarıp yatağın üzerine bıraktı. “Sahte imzaları biliyorum.” Serkan’ın yüzü bir anda soldu. Borçları annesinden habersiz aldığını kabul etti. Tam o sırada telefonuna Garip Kaya adlı bir avukattan mesaj geldi. Mesajda, “İkramiyeyi doğruladım. Parayı teslim almadan önce annenin imzasını almalıyız,” yazıyordu. Ayşe mesajı gördü. Yapılan incelemede Garip Kaya’nın, Ayşe’yi zihinsel olarak karar veremez durumda gösterecek sahte bir sağlık raporu hazırlamayı planladığı ortaya çıktı. Serkan böylece annesinin mal varlığını vekâlet yoluyla yönetebilecekti. Ayşe büyük bir hayal kırıklığı yaşasa da geri adım atmadı. Telefon kayıtlarını polise teslim etti ve resmi şikâyette bulundu. Soruşturma sonucunda Garip Kaya’nın benzer yöntemlerle başka ailelerin mallarına da el koymaya çalıştığı belirlendi. Serkan da sahte belgeler düzenlediğini ve annesinin güvenini kötüye kullandığını kabul etti. Suçunu itiraf etmesi ve soruşturmaya yardımcı olması nedeniyle denetimli serbestlik, kamu hizmeti, terapi ve düzenli borç ödeme yükümlülüğü aldı. Ayşe, oğlunun 680 bin liralık borcunun tek kuruşunu bile ödemedi. Fakat sağlık fonu sayesinde Serkan’ın tedavisi eksiksiz sürdü. Serkan önce annesine kızdı. Ancak matbaa dükkânını kapatmak, lüks aracını iade etmek ve küçük bir eve taşınmak zorunda kalınca hayatıyla ilk kez kendi başına yüzleşti. Toplu taşımayla işe gidip geldi, evden küçük tasarım işleri yapmaya başladı ve kazandığı parayla borçlarını düzenli olarak ödemeye başladı. Ayşe de terapi desteği aldı. Eşini kaybettikten sonra oğlunun her sorununu kendi sorunu hâline getirdiğini fark etti. Psikoloğu ona, “Serkan’ın ilk başarısızlığında onu kurtarmasaydınız ne olurdu?” diye sordu. Ayşe başını eğdi. “Belki kendi ayakları üzerinde durmayı daha erken öğrenirdi.” Ayşe ikramiyeyi aldı, kendi borçlarını kapattı, evini onardı ve annesinden kalan dikiş makinesini geri satın aldı. Paranın büyük bölümünü profesyonel bir yönetim fonuna aktardı. Serkan ana paraya erişemeyecekti. Aylar sonra Serkan annesinin kapısına bir begonvil fidanı ve ilk düzenli borç ödeme makbuzuyla geldi. “Bu, kendi emeğimle yaptığım ilk tam ödeme,” dedi. Ayşe gülümsedi. “Miktarı küçük olabilir ama anlamı çok büyük.” Serkan gözleri dolarak, “Beni hâlâ seviyor musun?” diye sordu. Ayşe oğlunun gözlerine baktı. “Seni sevmeyi hiç bırakmadım. Sadece bana zarar vermene izin vermeyi bıraktım.” Bir yıl sonra Serkan küçük ama düzenli çalışan bir tasarım işi kurmuştu. Borçlarının önemli bölümünü ödemiş, harcamalarını kontrol etmeyi öğrenmişti. Ayşe ise ikramiyenin bir kısmıyla hastanelerde yakınlarına bakmak zorunda kalan ailelere destek sağlayan bir yardım programı kurdu. Program ulaşım, yiyecek, konaklama ve ilaç giderlerini doğrudan karşılıyordu. Programın adı “Yanında Ol, Kendini Unutma” oldu. Ayşe bir röportajında şöyle dedi: “Birini sevmek, onun bütün hatalarını finanse etmek değildir. Gerçek yardım, insanın hayatını onun yerine yaşamak değil, kendi ayakları üzerinde durabilmesi için doğru desteği vermektir.” Serkan hiçbir zaman annesinin kazandığı paradan karşılıksız bir pay almadı. Fakat zamanla para istemeden annesini aramayı, sorumluluk almayı ve yaptığı yanlışların sonuçlarıyla yüzleşmeyi öğrendi. Ayşe sonunda en önemli gerçeği anlamıştı: Sınır koymak sevgisizlik değildir. Bazen bir annenin verebileceği en değerli destek, çocuğunu her düşüşte kurtarmak yerine kendi başına ayağa kalkmasına izin vermektir. SON
Benzer Galeriler
-
Kayınvalidesine Yıllarca Servet Aktardı, Bir Akşam Her Şeyi Değiştiren Gerçeği Öğrendi
-
Kayınvalidesinin “Borcunu Öde” Sözüyle Uyandı: Genç Kadının Sınırları Bütün Aileyi Değiştirdi
-
Uçaktaki Koltuk Gerçeği Ortaya Çıkardı: Nişanlısının Gizli Planını Öğrenince Her Şeyi Geride Bıraktı
-
Eşi Onu Çaresiz Sanıp Evini Sevgilisine Vermeyi Planladı, Ama Yatakta Sessizce Hazırladığı Son Hamleden Habersizdi
-
Ailesi Kız Kardeşinin Düğün Masraflarını Ona Yıkmak İstedi, Ama Evin Gerçek Sahibinin Kararı Her Şeyi Değiştirdi
-
Babasının Yeni Aşklarını Tek Tek Kaçıran Kişinin Kimliği Ortaya Çıkınca Aile Yıllardır Saklanan Gerçekle Yüzleşti


