DOLAR
Alış: 48.19
Satış: 48.39
EURO
Alış: 56.01
Satış: 56.24
GBP
Alış: 65.11
Satış: 65.59
14 SAATLİK ZORLU DOĞUMUN ARDINDAN HASTANEDE YATAĞIMDA YENİDOĞAN OĞLUMU İLK KEZ KUCAĞIMA ALMIŞTIM
O anda içimi buz gibi bir korku kapladı. Kıvanç’ın söylediği cümle hâlâ kulağımda yankılanıyordu. Yeni doğmuş oğlumu göğsüme bastırmış, onun minicik nefeslerini dinlerken kocamın benden istediği şeyi anlamaya çalışıyordum. Oysa daha birkaç dakika önce dünyanın en mutlu kadını olduğumu düşünüyordum. Şimdi ise hastane odasının sessizliği üzerime çökmüş, Kıvanç’ın kapıdan çıkıp gitmesiyle kendimi hiç tanımadığım bir hayatın ortasında bulmuştum.
Kulağıma eğildiğinde söylediği cümle şuydu: “Bebeği hemşirelere söyleme. Bir süre sonra geri geleceğim. Sana ne söylerlerse söylesinler, oğlumuzu kimseye teslim etme.”
İlk duyduğumda bunun doğum yorgunluğundan kaynaklanan bir yanlış anlama olduğunu düşündüm. Belki Kıvanç paniklemişti. Belki de bir şeyleri yanlış anlamıştı. Ama yüzündeki o tuhaf sakinlik aklımdan çıkmıyordu. Sanki söylemesi gereken her şeyi önceden hesaplamış ve şimdi yalnızca planının son adımını uygulamıştı.
Bebeğimin yüzüne baktım. Küçücük ellerini battaniyenin dışına çıkarmış, parmaklarını istemsizce açıp kapatıyordu. Gözleri kapalıydı. O kadar savunmasızdı ki onu kollarımdan bırakmak düşüncesi bile beni korkutuyordu. Fakat Kıvanç’ın neden böyle bir şey söylediğini de anlayamıyordum.
Tam o sırada kapı açıldı. Az önce odadan çıkan hemşirelerden biri içeri girdi. Elinde birkaç form vardı ve yüzünde sakin bir ifade bulunuyordu.
“Bebeğinizin rutin kontrolleri için birkaç dakika sonra tekrar geleceğiz,” dedi.
Kalbim hızlandı.
“Bebeğimi götürmeyeceksiniz, değil mi?” diye sordum.
Hemşire şaşkınlıkla bana baktı. “Hayır, neden götürelim?”
Kıvanç’ın sözlerini anlatmak üzereydim ki sustum. İçimde bir şey, henüz kimseye hiçbir şey söylememem gerektiğini söylüyordu. Sadece bebeğimi biraz daha sıkı tuttum.
“Hiçbir şey,” dedim. “Sadece çok yorgunum.”
Hemşire gülümsedi ve çıktı. Kapı kapanır kapanmaz telefonumu aradım. Kıvanç’ı aradım ama telefonu kapalıydı. Mesaj gönderdim, cevap gelmedi. Birkaç dakika sonra tekrar aradım. Yine ulaşamadım.
O zamana kadar Kıvanç’ın davranışlarını düşünmeye başladım. Hamileliğim boyunca yaptığı her şey bir anda başka bir anlam kazanıyordu. Hastane çantasını bu kadar erken hazırlaması, bebeğin odasını defalarca kontrol etmesi, hastaneye gideceğimiz güzergâhı önceden belirlemesi… Bunların hepsini yalnızca titizliği olarak görmüştüm.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Sessiz Zarafetin Büyük Zaferi: İhanetin Gölgesinden Doğan Yeni Bir Hayat
-
Karanlık Geçitten Aydınlığa: Kızını Sokaktan Kurtaran Bir Babanın Unutulmaz Mücadelesi
-
Karanlıkta Bırakılan Masumiyet: Bir Annenin Unutulmaz Adalet Mücadelesi
-
Sessizce Feda Edilen Yıllar ve Lüks Satış Ofisindeki Büyük Çöküş
-
“Erkek Çocuk Haklıdır” Diyen Kayınvalidem Kızımın Doğum Gününü Zehir Etti: Kocamın Gizli Planını Tek Gecede Çökerttim
-
Gece Yarısı Fısıldanan İhanet: Kocam Milyonları ve Mücevherlerimi Çaldığını Sanırken Karşısında Kim Olduğunu Unutmuştu
