DOLAR
Alış: 46.54
Satış: 46.72
EURO
Alış: 53.04
Satış: 53.26
GBP
Alış: 61.49
Satış: 61.94
Kayınvalidem vefat ettikten sonra
- Kayınvalidem vefat ettikten sonra kayınpederim hergün bize yemek yemeye gelmeye başladı, gelirkende boş gelmez kesinlikle evde ayran yapar ya da hoşaf yapar getirirdi. Bir vakit sonra yemeği yedikten sonra bana bir ağırlık çökmeye başım dönmeye başlıyordu, vücudumda kırmızı lekeler bile çıkmaya başladı. Birgun eşim arkadaşlarıyla halısahaya maç oynamaya gitmişti aksam yemeğine de gelmedi biz kayinpederimle yemeğimizi yedik, kayınpederim bana ” bak az kaldı ayran birer bardak daha içelim ziyan olmasın bitsin dedi, tamam dedim ben içtim ama kendisi içmedi. Bikac dakika sonra gözlerim kararmaya başladı en son hatırladığım kendimi kanepenin üstüne zor attığımdı, kendimden geçmişim gözlerimi açtığımda kayınpederimin üzeri..
- Kayınpederimin üzeri battaniyeyle örtülüydü. Yerde, kanepenin anında dibinde öylece yatıyordu. Gözlerimi açtığımda evvelce nerede olduğumu anlamadım, başım hâlâ dönüyordu, dudaklarım kurumuştu. O an gördüğüm görünüm beni öyle bir sarstı ki, bir an kalbim duracak sandım. “Ne… ne oluyor?” diye fısıldadım, sesim zar zor çıkıyordu. Kayınpederim yavaşça kafasını kaldırdı, yüzü bembeyaz, gözleri dolu doluydu. Çaresiz bir tebessümle bana baktı. “Beni affet kızım,” dedi titrek bir sesle. “Sana… söylemem gerekirdi.” Ne demek istediğini anlamamıştım. Gücüm yettiğince doğrulmaya çalıştım ama vücudum hâlâ bana ihanet ediyordu, ellerim titriyor, kalbim çarpıyordu. Yanıma geldi, yere çömeldi. “Senin… senden diğer hiç kimsem kalmadı. O kadar büyük bir yalnızlık ki… O yalnızlığı sana yükledim. Biliyorum, yükün ağır oldu. Ama sana her gün yemek getirmek, ayran yapmak, sofranda oturmak… bana tekrar soluk aldırdı.” Şaşkın şaşkın ona bakıyordum. “Ama… bana bir şeyler oluyor,” diyebildim. Gözleri doldu. “Ben… ben sana hiçbir vakit zarar vermek istemedim. Sadece… biraz daha kalman için… yanımda, soframda… bir iki damla damlattım ayrana, hoşafa. Hafif bir şurup. Zararsız… öyle olduğunu söylediler. Ama anlaşılan senin bedenin kaldıramadı. Beni affet… ben yalnızca gitmeni istemiyordum. Yanımda kalmanı, kızım gibi… kızım yerine koydum seni.” O anda içimde bir yer buz kesti, bir yer ise onun yalnızlığına acıdı. Gözleri kırış kırış olmuş, senesinin hüznüyle dolu o yüzüyle bana bakıyordu. Ne yapacağımı bilemedim. Yalnızca başımı salladım. “Ne yaptığını bilmiyordun,” diyebildim. “Bilmiyordum,” dedi. “Korktum, kaybederim sandım. Oğlum esasen seni anlamıyor. Oğlum esasen kendi dünyasında. Ama sen… sen her akşam bana sofrayı kurdun, güldün, konuştun. Ben senelerdır hiç kimseyle bu tür konuşmamıştım. O yüzden… korktum.” Bir anda içimdeki hiddet konumunu bir garip hüzne bıraktı. Ayağa kalkacak takatim yoktu ama elimle elini tuttum. “Bunu bu tür yapmamalıydın,” dedim. “Beni seviyorsan… bunu yapmamalıydın.” Gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Başını önüne eğdi. “Haklısın…” O akşamı, sabaha kadar yan yana kanepede oturarak geçirdik. Konuştuk. O bana gençliğini anlattı, kaybettiği karısını, oğluna karşı duyduğu kırgınlıklarını, bir daha bir sofra kurup karşısına oturacak birini bulamayacağını sandığı geceleri anlattı. Ben de ona kendi korkularımı, eşime bile anlatmadığım içimdeki yalnızlığı anlattım. O ihtiyar elleriyle ellerimi tuttu. Sabah olduğunda ikimiz de çok yorgunduk ama içimiz biraz daha hafifti. Ona bir söz verdim: “Her akşam gene soframızda olacaksın. Ama bundan sonra bana hiçbir şey karıştırmayacaksın. Söz ver.” Söz verdi. O günden sonra ayranlar gene geldi, hoşaflar gene geldi ama tertemizdi. Bizim soframızda bundan sonra yalnızlık yoktu. Onun bakışları daha huzurluydu. Benim başım dönmez oldu, lekelerim kayboldu. Eşim gene halı sahalara, arkadaşlarına gitti, gelmediği geceler çok oldu ama bundan sonra umurumda değildi. Çünkü her akşam karşıma oturup “Hadi kızım, ziyan olmasın, iç şundan biraz” diyen biri vardı. Ve ben seneler sonra anladım ki… bazı durumlarda insanlar sevgiyi göstermeyi bilemez. Arada sırada korkuyla karışık bir sahipleniştir yaptıkları. Arada sırada de birinin yalnızca sofranda oturmasına, seni dinlemesine ihtiyacın vardır. Ben hâlâ o sofrayı kuruyorum. O hâlâ elinde ayranıyla geliyor. Ve ben bundan sonra her yudumda yalnızca onun sevgisini tadıyorum. Çünkü öğrendim ki… her yalnız kalp gerçekten biraz çocuk kalır. Ve her sofra… biraz daha çok sevgiyle kurulur.
Benzer Galeriler
-
Babamın otelindeki galaya girdiğimde üvey annemin “Güvenlik, onu dışarı çıkarın!” diye bağırdığını duydum.
-
Eski eşim beni ve oğlumuzu zengin bir adam için terk etti – 10 yıl sonra beni düğününe davet etti, ben de bir oyuncuyu eşimmiş gibi davranması için tuttum.
-
Kazadan sonra doktor acil ameliyat olmam gerektiğini söyledi, ama kocam başka bir kadının elini tutarak mırıldandı, “O her zaman hassas bir yapıya sahipti
-
Askerlik görevimden eve döndüm, karımın gülümsemesini görmeyi umuyordum.
-
Oğlumu, komutan olan kocamı ziyaret etmeye götürdüm, ancak gardiyan bizi kapıda durdurdu ve “Kız arkadaşı birliğin içinde. Ziyaretçi giremez!” dedi.
-
Hastane aradı ve küçük bir çocuğun acil durum irtibat kişisi olarak beni yazdığını söyledi.


