TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN



Ana Sayfa Yazarlar 7.07.2022 403 Görüntüleme
Bayram Ola

Bayram Ola

Bir “merhaba” yazısı yazarak selamlaşmak isterdim sizlerle… Bayram arifesinde olduğumuz için “merhaba” yazısından ziyade bayramlaşma yazısı yazmanın daha doğru olacağını düşündüm. Yıl içinde iki kere partisi, mezhebi, ırkı farketmezsizin bir araya gelen milletiz. Bir Ramazan Bayramı namazı; iki Kurban Bayramı namazı. Bayram namazında sağa selam verirken sol görüşlü bir mahalleliyi; sola selam verirken de sağ görüşlü bir mahalleliyi görme olasılığımız oldukça yüksektir.
Aslında tereddüt etmemdeki sebep günümün gerginlikle başlamasındandı. Sabah üst üstüne mesajlar almaya başladım; hastanedeki randevularının iptal edildiğini söyleyen vatandaşlar tarafından. Kızdım tabi baya…
Kızdım ama hastane randevularının iptal edilmesine değil; randevuların iptal edilme sebebine… Alışveriş merkezlerine girerken sokulamayan silahla koskoca şehir hastanesine giriliyor; Kardiyolog Doktor Ekrem Karakaya’ya dokuz kurşun sıkılıyor ve kıymetli hocamız katlediliyor. Bakan Bey dâhil olmak üzere herkes sadece kınıyor ve ulusal çapta tüm doktorlar iki gün iş bırakma kararı alıyor. Ben de kınadım, sen de kınadın, o da kınadı. Peki, Bakan Bey’in kınamasından ziyade Bakan arkadaşlarına ve dahi Cumhurbaşkanı’na açıktan seslenip “artık yetmedi mi?” sorusunu sorması gerekmez miydi? Doktorlar iki gün iş bırakınca Sayın Bakan da çıkıp “ben de iki gün bakanlık vazifemi vekâlet bırakıyorum” diyemez miydi? Evet, diyemezdi. Diyemediği sürece bu olayların ardı kesilecekmiş gibi de durmuyor. Yani sabah mesaj atan sevgili vatandaşlar, daha çok hastane randevunuz iptal edilecek.
“İyi olacak hastanın doktor ayağına gelir” derdi atalarımız. Ben de diyorum ki “İyi olmak isteyen hasta, doktoruna hürmet eder.” Sabah dertlenip de mesaj atan sevgili kardeşim, sen iyi olmak istiyorsan o doktoru baş üstünde tutacaksın. Sanayide arabana bakım yaptıracağın ustanın etrafında dört dönüyorsun “aman ustam, canım ustam” çekiyorsun da canına bakım yaptıracağın doktora mı hürmetten imtina ediyorsun.
Sen Cumhurbaşkanı değilsin sevgili kardeşim. O “giderlerse gitsinler” diyemez ama dedi diye sen de kendini Cumhurbaşkanı ile eş tutup doktorlara aynı üslup ile davranabileceğini mi sanıyorsun?
Neyse işte bu duygu yoğunluğuyla sabah elimde kahveyle klavyenin başında öylece oturdum. “Akşam yazarım yazıyı” diye düşünerek masamdan kalktım. Ankara havası da hayli sıcak olduğu için dışarıda çok fazla kalamadan çalışma odama geri döndüm. Vakit ikindiyi de geçerken “Şöyle güzel bir bayramlaşma yazısı yazayım” diyerek laptopumun kapağını kaldırdım. Keşke internetim kapalı olaydı da son dakika haber bildirimlerim masaüstümde belirmemiş olaydı. Üç şehidimizin haberi masaüstümün sağ alt tarafında asılı halde kaldı. Muhtemelen birkaç saniye süren bildirim bana bir hafta kadar uzun geldi.
Yine PKK’nın hain saldırısı, yine şehit. Yaralılarımız da var. “Piyade Uzman Çavuş Ömür Ertuğrul Sarı, Piyade Uzman Çavuş Muhammed Mustafa Koca ve Piyade Uzman Çavuş Murat Yıldırım’ın şehit olduğu operasyonlarda…” yazan haberleri okudum. Tabi yine Bakan taziyelerini de okudum. Fatiha’mı yolladım ve düşündüm…
Düşündüm o şehit ailelerinin geçireceği bayramı. Allah emrettiği için kurban kanı akıtacakları zamanda evlatları vatan için kendilerini kurban etmişler; Peygamber efendimize komşu olmuşlardı.
Bize şimdi ne kolay “İyi Bayramlar” dilemek. “Ne mutlu o ana babalara, ne mutlu öksüz yetim kalan yavrulara” demek. Etrafı sarıverecek mangal kokuları arasından ruh gibi geçip kabirde akşamlayacak bir aile fikriyatı, bayramın sevincini benden alıverdi.
Ne yazacaktım? Hatırladım; “Bayram ola Türkiye’m.”

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


Tema Tasarım |
Telefon
WhatsApp