TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN



Ana Sayfa Güncel 22 Ağustos 2022

Gaziantep ve Mardin’de yaşananlar kaza değil… 307 metrelik fren izinin sırrı

Odatv Güvenlik Danışmanı Feramuz Erdin toplam 36 kişinin ölümü ve bir o kadar insanın yaralanmasıyla ülkeyi bu hafta sonu yasa boğan Gaziantep ve Mardin’deki trafik kazalarını inceledi. Maalesef bu olaylar muhtemelen tek kişinin bile burnu kanamadan atlatılabilirdi!

Kaza insan iradesi dışında oluşan şeydir. O gün orada yardım için toplanan insanların üzerine meteor düşmesi kazadır. Onun dışındakiler maalesef dikkatsizlik, denetimsizlik, umursamazlık ve ihmalden kaynaklanan olaylardır.

KAZA YERİ DEĞİL OLAY YERİ

Teknolojiyi üreten ve bu teknolojinin kullanılması esnasında insan sağlığı ve hayatının korunması için gerekli olan emniyet tedbirlerini ortaya koyanlar, o teknolojinin kullanımında meydana gelen aksamaları kaza değil “olay” olarak isimlendirir. Doğrusu da budur.

Bir olayı “kaza” diye isimlendirmek biz insanların bilinçaltına hitap etmekte ve o olayın Allah’ın bir takdiri olduğuna inanılmasına neden olmaktadır.

Bir defa terminolojiyi düzelterek işe başlayalım. Dilimiz kaza diye alışsa da Gaziantep ve Mardin’de yaşananlar esasında olaydır. Yani içinde insan iradesi, kastı veya ihmali vardır. O yüzden de burası olay yeri olarak adlandırılır.

GAZİANTEP OLAYI ANALİZİ

Sabah Gazetesi bugünkü haberinde Jandarma’nın olay yerinde, olaya neden olan otobüse ait tam 307 metre fren izi ölçtüğünü yazmış.

Şu bir gerçek ki 307 metre fren izi ancak bir havalimanı pistinde ölçülebilir! Burada bir hata olmalıdır?

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün web sitesinde yer alan Durma ve İntikal Süreleri tablosu 120 km hızla giden bir aracın fren mesafesini 94,4 metre durma mesafesini de 119,4 metre olarak vermektedir.

Aracın sınıfı, yükü, aşırı hızı, mekanik durumu, yol şartları vs hesaba katılsa bile bırakın otobüsü, herhangi aracın fren izinin 94,4 metreden 307 metreye çıkabilmesi neredeyse imkânsızdır. Muhtemelen başka araçların izleri birbirine karışmış olmalıdır?

Zaten sürücü de ifadesinde olay yerindeki kalabalığı 20 – 30 metreden fark ettiğini ve aracı kaçırmaya çalışmasına rağmen bunu başaramadığını beyan etmektedir. Sürücü fren yapıp yapmadığını hatırlamadığını söylese de fren bir reflekstir.

Soruşturma derinleştikçe doğrusu öğrenilecektir.

Otobüs sürücüsü kalabalığı fark ettiği ana kadar bir işaret görmediğini veya uyarı almadığını beyan etmektedir. Diğer tanık ifadelerine göre ikinci olay, birinci olaydan yaklaşık 1 saat sonra olmuştur. Bu sürede olay yeri güvenliğinin sağlanmaması normal midir?

Ben il yöneticileri olay yerindeyken çekilen bir başka videoyu izledim. Kalabalık hala yol üzerindeydi, dubalar tam olay yerinin oradan başlıyordu. Bunca olaya rağmen otoyolda hala normal hızda seyreden araçlara olay yerindeki görevliler sadece elleri ile “yavaş” hareketi yapıyordu.

Bu yeni video bana olayın oluş şekli hakkında büyük fikir vermiş oldu.

Özellikle yeni açılan paralı yollarda seyahat ederken, ilerdeki bir olayın tedbirinin kilometrelerce öteden alındığını, sürücülerin ışıklı uyarı levhaları ve görevliler tarafından uyarıldığını, dubalar veya diğer işaretlemeler ile otoyolu kullanan diğer araçların seyir hızlarının makul seviyeye düşürüldüğünü görürüz. İşte zaten ideali de budur.

Burada artık sürücülerin dikkat ve algılarına güvenilemez. Bir otorite hemen devreye girerek trafiği mevcut şartlara göre düzenler. Ya yolu tamamen keser ya da seyir hızını azaltarak başka tehlikelerin meydana gelmesine engel olur.

Eğer bu yapılmazsa maalesef başka olayların yaşanması, olay yerinde çalışan görevlilerin hayatlarının tehlikeye atılması da kaçınılmazdır. Bu tedbirler alınmadığı sürece olay yerinde kurtarma veya diğer çalışmaların yapılması bile doğru değildir. Bu bize çok insani gelmese de görevlilerin hayatını tehlikeye atmamak için uygulanması gereken altın bir kuraldır.

MARDİN OLAYI ANALİZİ

Derik İlçesinin içinden geçen yolun dik iniş eğimine sahip olduğu bilinmektedir. Burada zaman zaman benzer olaylar yaşandığı beyan edilmektedir. O gün, bir olayın neden olduğu ölü ve yaralıları tahliye etmek üzere olay yerine gelen görevliler ve toplanan halk, hızla gelen bir başka TIR’ın yol açtığı olay sonucunda hayatlarını kaybetmişlerdir.

“Fren patlaması” da aynı “kaza” gibi dilimize yerleşmiş ama yanlış kullanılan bir terimdir. Hatayı sürücüden alıp doğrudan mekaniğe yükleme kurnazlığıdır. Öyle olsa bile akla gelen bir sonraki soru aracın mekanik bakımlarının zamanında yapılıp yapılmadığı olmalıdır.

Zaten fren patlaması denen olay, ağır vasıta sürücüsünün rampayı tırmandığı vitesle inmemesinden dolayı fren balatalarına yük binmesi ve balataların bu usulsüzlüğü kaldıracak kadar kuvvetli olmamasının sonucudur. Balatalar çok ısınıp o yükü taşıyamaz hale geldiğinde o ağır vasıtanın durması artık gerçekten Allah’a kalmıştır.

Yani fren patlamaz, sürücü hatasından dolayı balatalar işlevsiz hale gelir ve araç artık durdurulamaz. Peki, aynı sebepten zaten 20 dakika önce bir olay meydana gelmişse, yine yukarıda bahsettiğimiz gibi trafiğin mevcut duruma uygun hale getirilmesi sağlanması gerekmez mi? Eğer öyle olmuş olsaydı, muhtemelen ikinci olay meydana gelmezdi.

Diğer zamanlarda da rampayı yüksek ya da boş vitesle inmeye çalışarak olay yapan sürücüler varsa, o zaman yol üzerinde sık sık radar veya diğer denetimler yapılarak Derik halkının bu sıkıntısının, yolun durumu düzeltilene kadar kolluk marifetiyle giderilmesi yolu denenmelidir.

DENETİM VE EĞİTİM

Trafikte eğitim tabii ki insana yetkinlik verir ama denetim de o yetkinliğin doğru kullanılmasını sağlar. Denetimi ihmal ederek bir olayda o olaya yol açan insanları suçlamak biraz kolaycılığa kaçmak olabilir.
Bu iki olayda da olduğu gibi sade vatandaş bir acıyı gördüğünde oraya koşar ve yardım etmek için çırpınır. Oranın güvenli olup olmadığını bilmek veya güvenliği sağlamak ise bu işle görevli uzmanların işidir. Olay yerini yönetmek ayrı bir eğitim ve uzmanlık gerektirir. Bunun da kolluk personelinde olduğu düşünülür.

Yapılacak incelemeler sonucunda eğer burada bir eksiklik tespit edilirse, kolluk personelinin olay yeri yönetimi hakkında yeniden eğitimden geçirilmesi gibi bir sonuçla karşılaşılabilir.

ÇALGICI HİKÂYESİ

Bir hikâye ile bitirelim: Dört gün dört gece süren düğünle evlenen ağanın oğlu, gelinle odasına çekildikten biraz sonra meydanda misafirlerini yolcu eden babasının yanına koşarak gelmiş. Bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyormuş: “Baba karım dul çıktı!”. Herkesin kulak misafiri olduğu bu durum karşısında ağa artık şanını kurtarmak için kızın katledilerek, cesedinin babasının kapısına bırakılmasını emretmiş. Bunu duyan kâhya hemen ağaya yanaşarak kulağına fısıldamış: “Aman ağam bunlar güçlü sülale, hepimizi duman ederler” . Ağa lafını yemek zorunda kalmanın çaresizliği içinde etrafa bakınırken; her şeyden habersiz, bir köşede o gün yaptıkları hasılatı sayan çalgıcılar gözüne ilişmiş ve kükremiş: “Hemen şu çalgıcıları vurun!”

Bir ülkede yöneticiler esas sorumlular bulmak veya gerekiyorsa sorumluluğu üstlenmek, olaydan ders çıkarılmasını ve bir daha yaşanmamasını sağlamakla mükelleftir.

Feramuz Erdin / Odatv

Tema Tasarım |
Telefon
WhatsApp