Ana Sayfa Güncel 17 Eylül 2021

Celal Şengör’ün eteğini kaldırdığı kadın

1977 doğumlu. 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden mezun oldu ve…

Celal Şengör gene ortalığı birbirine kattı ya…

“Alışığız” diyeceğim lakin bu kez iş ciddi, vallahi atılan tepki tweetlerine ben yetişemedim çocuklar.

Konu: Taciz…

Hem de bir öğrencisine!

Ve fakat… Biraz kafam da karışmadı değil hani; ayol durup dururken niye kendini ifşa etsin bu adam? Taciz olsa gizlemez mi diye de düşünmedim de değil yalan yok bende.

İş başa düştü yine hafiyelik yaptım bütün gece!

Malum, Celal Şengör’ü tanırsınız bilirsiniz…

Seveni de çok, pek haz etmeyeni de. Fakat bilgisi zekası malum: Tartışmasız…

Öyle parada pulda da gözü yoktur, ömrünü bilime adamıştır; zaten para sorunu da hiç olmadı… Fakülteye bile son model arabalarla, özel şoförlerle gelir giderdi.

Çok varlıklı bir ailenin evladıydı…

Baba tarafı Pritzen şehrinden geliyor. Ailenin büyük büyük dedeleri Yeniçeri Ocağı’nda “duvar ustası”ydı derler.

Ailenin içindeki evliliklerden filan “büyük dedelerim devşirilmiş olabilir” der Şengör, Yahudi dönmesi yani.

Ailenin lakabı ise: “Vagancızadeler” ya da “Bakırcıoğulları” olarak da bilinir.

Uzatmayayım canım…

Balkan Savaşları döneminde o büyük göçte Türkiye’ye geldiler; Uşak’a gittiler.

Çok sürmedi… Uşak Yunan işgaline uğrayınca İstanbul’a göç edip Kapalıçarşı’da halıcılığa başladılar.

Celal Şengör’ün anne tarafından dedesi Mehmet Sipahioğlu bir gecede müthiş bir servet sahibi oldu mesela.

Nasıl derseniz?

İstiklal savaşı kazanılınca Atatürk’e yakın isimlerden Kazım Taşkent ki Celal Şengör’ün babaannesinin kuzenidir.

E, şeker Fabrikaları kurulurken, Şeker Fabrikaları Umum Müdürü olan Kazım Taşkent, bir gün Atatürk’le konuşuyor. Atatürk, Taşkent’e, “Almanya’dan bu fabrikaların makinelerini nakledecek bir şirket lâzım bize. Bunun için de güvenilir bir adam bulmamız gerek. Çünkü bu adama kredi verip zengin edeceğiz. Dolayısıyla, bizim adamımız olması şart” deyince Kazım Taşkent’in aklına Celal Şengör’ün dedesi Mehmet Sipahioğlu geliyor.

Öyle yani şekerim…

Sonrası mı?

Allah yürü ya kulum demiş anlayacağınız…

Celal Şengör’ün dayıları Melih ve Semih Sipahioğlu da Fruko-Pepsi’yi Türkiye’ye getiren kişiler…

Fakat dedim ya Celal Şengör’ün pek ticaret ile filan alakası olmadı; hatta hiç.

KONUŞMASINDAKİ ÖĞRENCİ KIZ KİM?

Neyse şimdi aile şeceresini bir tarafa bırakayım da esas konuya geleyim:

Celal Şengör’ün, “eteğini kaldırdım ve…” diye başlayan konuşmasındaki öğrenci kız kim?

Utancımdan açıklamayı yazamıyorum.

Hani aklınıza 17-18 yaşında yeni fakülteye girmiş bir genç kız da gelmesin…

Otuzlu yaşlarında bir asistan bu kızımız.

Adı: Saniye Güven.

1977 doğumlu. 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden mezun oldu ve aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü Katı Yer Sistem Bilimleri Anabilim Dalı’na yüksek lisans öğrencisi olarak kaydoldu.

O aralar…

Veysel Atayman’ın teşvikiyle çevirmenliğe başladı. Ayrıca akademisyendir de, derslerine katılmışlığı var Saniye Güven’in. Veysel Atayman editörlüğünü yapardı kitapların, yayınevlerinde Genel Yayın Yönetmenliği filan da yaptı hatta; birkaç yıl önce vefat etti biliyorum.

Çocuklar; Saniye Güven “Atayman” soyadını kullanıyor, çünkü Veysel Atayman’ın geliniydi…

Şimdi… Celal Şengör’e dönersem…

Münasebetleri, Saniye hanım kızımızın 2006 yılında çıkan af yasası ile yüksek lisans eğitimini tamamlamak için İstanbul Teknik Üniversitesi’ne geri dönmesiyle başladı. 2007 yılında Celal Şengör danışmanlığı altında yüksek lisans eğitimini de tamamladı.

30’lu yaşlarındaydı…

Pek yakınlar elbet… O ara kullandığı isim Saniye Atayman…

Celal Şengör hep övgüyle bahseder Saniye Atayman’dan…

Bir tezleri vardı, çok da ses getirdi vakti zamanında: Yokoluş teorisi…

Celal Şengör artık öğrencisi deyin, asistanı deyin, iş arkadaşı deyin Saniye Atayman için övgü dolu sözler etti: “…Türkiye’de bir bilim camiası olmadığı için Türkiye’nin ne yaptığı beni ilgilendirmiyor. Ama şunu söylemem lazım: Saniye Atayman olmasaydı bu kitap ve bu teori olmazdı. Saniye bilim çevresine kendi kendini soktu, hem de büyük bir başarıyla. Büyük bir sabır ve inatla benim başta ortaya attığım bir fikri bir yıl boyunca çeşitli verilerle kontrol etti. Bir yıl boyunca sabahlara kadar birlikte çalıştık. Bu arada Saniye bana sık sık karşı çıkarak benim fikirlerimin değişmesine, gelişmesine ve daha doğru hale gelmesine hayati bir katkı yaptı” dedi o derece.

Artık o ara mı onu çok sinirlendirdi bilmem ben…

Aralarındaki yakınlık, münasebet, samimiyet nedir filan hatta?

Şimdi Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yaşıyor; evlendi… Soyadı gene değişti yani: Saniye Güven Neumann oldu.

Durum bu çocuklar, ve fakat şu an ne desem boş, illaki konuşulacak.

Velakin ben yazmaya hicap duydum, böylesi bir açıklamayı ki hiç hoş bulmadım.

Ne yalan söyleyeyim bir profesöre hiç de yakıştıramadım!

Hürrem Elmasçı / Odatv

Free Cheat
Tema Tasarım |
Telefon
WhatsApp