Ana Sayfa Manşet, Siyaset 4 Ağustos 2019 154 Görüntüleme

İmamoğlu’nun önlenemez yükselişi

Ahmet Özer: İmamoğlu çalışkan, sempatik, sevecen biri. İnsanlarla doğru ilişki kuruyor, topluma dokunuyor, yaptıklarını abartmıyor ama hakkını vermekten de geri durmuyor, böyle bir yapısı var.
İmamoğlu’nun önlenemez yükselişi

31 Mart yrel seçimlerinin en önemli sonucu AKP’nın İstanbulla birlikte yıllardır yönettiği bazı büyük kentleri kaybetmesi oldu. Lakin AKP bu sonucu İstanbul’da kabullenmedi, YSK’yı harekete geçirdi, seçimi iptal ettirdi. Ama cin şişeden çıktı, devlet aygıtına rağmen artık durumu tersine çevirmek çok zor. İmamoğlu artık sadece bir siyasi figür olmanın ötesinde bir halk kahramnı muamelesi görüyor.

İktidarın İmamoğlu ile ilgili karalama kampanyası yürütmek yerine şu soruyu sorması lazım: 25 yıllık yerel, 17 yıllık genel iktidara rağmen sonuç neden böyle oldu? Bu sorunun basit bir cevabı var: Halk artık artık değişim istiyor. Toplumun büyük çoğunluğu AKP iktidarının uygulamalarından, yanlış politikalarından yıldı, bıktı. İstanbul seçim sonucu iktidarın uyguladığı politikaların yanlış olduğunu ve artık halkta karşılık bulamadığının açık göstergesidir.

Değişim onu isteyenlerin gücü oranında olur. İlk defa bu denli güçlü bir değişim arzusu var ve devam ediyor. Bu arzu 23 Haziranda son bulmayacak kuşkusuz. Muhalefet bu sonuçları doğru okur, iyi organize olur ve yeni dönemde aldığı belediyelerde fark yaratırsa bu 18 yıllık AKP iktidarı için de sonun başlangıcı olur.

Peki, AKP İstanbul’da Neden Direniyor?

Birinci neden İstanbul’un devasa rantlarıdır: Hem iktidarın işadamları hem ona yakın medya hem de iktidara yakın Vakıf ve Dernekler buradan nemalanıyorlar. İkincisi İstanbul büyük bir mega kent, Türkiye’nin yansıması, moral ve motivasyon açısından çok önemli. 81 ilden insan var İstanbulda. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır. Böyle bir etkisi var. Üçüncü olarak da İstanbul’un bir mega kent olarak siyasetin, ticaretin, teknolojinin merkezi bir küresel kent olmasıdır. Dünyanın gözü üstünde. İşte bu yüzden bırakmak istemiyor. Devletin, sermayenin ve medyanın gücü ile direniyor ama değişim dalgasının öünde durması imkansız.

İmamoğlu’nun sırrı?

Ekrem İmamoğlu bu seçimi üç unsurla kazandı. 1) Kendi duruşu ve becerisi; insanlara hoş gelen karakteri, tavırları ve söylemleri. 2) Uzun süredir devam eden AKP iktidarının genelde Türkiye’de özelde İstanbul’daki yıpranmışlığının yaratmış olduğu bıkkınlık ve içinden geçtiğimiz konjöktur. 3) CHP’nin dışındaki muhalefetin, İyi Parti ve özellikle de HDP’nin sağlamış olduğu şartsız ve koşulsuz destek.

Bu Süreç nasıl İşledi?

İmamoğlu ile birlikte 2016 yılında Beylikdüzü Belediyesinin öncülüğünü yaptığı “Batı İstanbul Çalıştaylarını” gerçekleştirdik. Amaç yeni kurulmuş bir ilçe olan Beylikdüzü’nü tanıtmak, genç ve azimli belediye başkanını öne çıkarmatı. Bu süre içinde yaptığımız çalıştaylar çok ses getirdi, sonrasında bu çalışmalar yayınlandı. Ben daha o sürecin başında kendisinin mutlaka İstanbul Büyükşehir Belediyesine aday olması gerektiğini, (bazı karşı çıkışlara rağmen), ısrarla önerdim. Çünkü ondaki bu tınıyı gördüm.

30 Kasım 2017 yılında İmamoğlu’nu bazı diğer ilçe belediye başkanlarıyla birlikte bir Mersin’e davet ettim. Bana sordular; “İstanbul’da 39 ilçe var neden İmamoğlu, ya da İzmir’de o kadar belediye var neden Seferihisar belediye başkanı Tunç Soyer?” diye.. Açılış konuşmamda, “Çünkü bu arkadaşlarımız, 1,5 yıl sonra yapılacak olan yerel seçimlerde kendi illerinin büyükşehir belediye başkan adayları olacak ve seçilecekler” dedim. Şimdi hepinizin bildiği gibi o zaman kendileri bile aday olup olamayacaklarını bilmeyen bu başarılı başkanlar aday oldular ve davet ettiğimiz kişilerden Mustafa Bozbey hariç; Ekrem İmamoğlu İstanbul’a; Tunç Soyer İzmir’e, Zeydan Karalar Adana’ya , Muhittin Böcek Antalya’ya belediye başkanı oldular. Konuklar arasında bulunan Vahap Seçer ise Mersin’e başkan oldu. Demek istediğim, gören göz için perşembenin gelişi daha o zaman benim açımdan çarşambadan belli idi.

İmamoğlu çalışkan, sempatik, sevecen biri. İnsanlarla doğru ilişki kuruyor, topluma dokunuyor, yaptıklarını abartmıyor ama hakkını vermekten de geri durmuyor, böyle bir yapısı var. Seçim gecesi söylediği, “Kimsenin hakkını yemem ama kimsye de hakkımı yedirmem” sözü onun bu kişilik özelliğinin tipik bir göstergesidir.

Bu yapıp ettikleri seçimi kazandıktan sonra kimi yorumcuların ortaya çıkıp dediği gibi, önceden planlamış bir strateji gereği yaptığı şeyler değil. Tanıdığım kadarıyla o zaten böyle birisi, yani bunlar onun yetişme biçiminin ürünü ve gerçek doğasının sonucu. Zaten Beylikdüzü’nde de bunlar yaşanarak göürüldü.

23 Haziranda da Yine Kazanacak

Bir kere toplum kutuplaşmadan bıktı, İmamoğlu kucaklayıcı. İkincisi, AKP İstanbul’un sorunlarını çözmek yerine zaman içinde çözülmesi gereken bir sorun haline geldi.. Üçüncü olarak da AKP adayı Binali Yıldırım sanki zorla yarışa sokulmuş gibi, yaşlı, yorgun ve bıkkın bir görüntü sergiliyor. Buna karşılık İmamoğlu genç, dinamik, istekli, heyecanlı. Bir önemi nokta da ekonomideki kötü gidişat ve hem ulusal hem de uluslararsı ilişkilerin iktidar tarafından iyi yönetilemesi. Ve son olarak müktedirlerin mağrurluğuna karşı mağdurların koolaisyonun oluşması. En önemlisi de HDP yapılan baskılar karşısında AKP ile hesaplaşmak adına CHP’yi başta İstanbul olmak üzere batı metropollerinin tümünde açıkça desteklemeye devam etmesi.

Hukuk ve demokrasi alanında yaşanılan sorunların yanısıra, gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizliğin dayanılmaz boyutlara ulaşması; İstanbul’u talan eden rant ve inşaat ekonomisinin sonuna gelinmesini saymıyorum bile. İstanbulda 25 yıldır tarafiğin keşmekeşliği, ulaşımın bir türlü çözüme kavuşturulmaması, yeşil alanların betona feda edilmesi, insanların nefes alamaz hale gelmiş olması. MHP işbirliği ve terkedilen beka söyleminin ortaya çıkardığı foya. Bütün bunlar 31 Martta işlev gördüğü gibi 23 Haziranda da işlev geörmeye devam edecektir.

Bunları konuşmak yerine suni gündemlerler yaratılarak, yo Ordu valisi yok Küçükkaya görüşmesi. Bunlar İstanbul’un hangi derdine deva olacak Allah aşkına? İktidarın halka dokunmayan çılgın projlerine karşılık İmamoğlu’nun çocuklara süt, öğrencilere indirimli bilet, annelere kreş, İstanbul’a yeşil vaad eden çıkışı.. Ağustos böceği devi böyle yendi.

Sonuç

İstanbul’da yeni bir başlangıç vaat ederek yola çıktığını kaydeden İmamoğlu, yeni nesil siyaset, yeni nesil belediyecilik, yeni nesil yerel demokrasi, yeni nesil toplumsal birlik ve yeni nesil yurttaşlık anlayışı ile hareket edeceğini söylüyor. Bunlar Türkiynin ihtiyacı. Bunları hayata geçirmek için İstanbul halkı İmamoğluna yine bir şans verecektir.

Ayrıca yönetirken, her zaman hukukun üstünlüğünü kabul edeceğini, korkudan değil, sevgiden yana olacağını, birleştirerek hizmet edeceğini, şehre özen gösteren, insana saygı duyan bir belediyecilik yapacağını söylemesi ve yapması az şey mi?

İstanbul’lulara 21. yüzyıl belediyeciliği vaatleri herkesin ve herkesimin özlemini duyduğu şeyler. Sıra bu söylemlerin hayat bulmasında. Toplumda büyük bir değişim özlemi var. Dip dalgası geliyor, önünde duramazlar. Lakin herkesin bu konuda üstüne düşeni yapması, Türkiye’nin demokratikleşmesi yolundaki sorumluluğun gereğidir.

Prod.Dr.Ahmet ÖZER
Kent ve Hayat Dergisi

Tema Tasarım |